aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2014 Cuma

Foule Sentimentale

Sabah evden çıktığımda arabada radyoyu açtım ve çalan şarkı aşkı düşürdü aklıma ....
Ben büyüdükçe ,aşk da değişiyordu ve güzelleşiyordu ..Daha da büyüyordu ve vazgeçilmez oluyordu.

Önce fahrenheit kokusuydu aşk,öğle tatillerinde Mc Donalds'a gitmekti.Çok şanslıydık çünkü kocaman bize ait bir saatimiz vardı.Eve döndüğümüzde de ödevlerden sonra uzun telefon konuşmalarımız yeterdi bize...

Biraz daha büyüdüm ve aşk gece on ikiye kadar süren zamanki , zaman oldu.Şimdi rengini bile hatırlamadığım o arabadan inip eve dönmek benim için  en zor şeydi o küçük hayatımda..Eve vardığını duymadan uyumak olmazdı,cep telefonları yoktu o zamanlar ama bir kere çaldırılan ev telefonları vardı. Fransızca müziklerdi aşk,soğuk havalarda arabada beş dakika daha sohbet etmekti,kavga edince ilk kim arayacak diye beklemekti... O kadar masum ve içtendi. En büyük kavgalar ,aslında o kadar küçüktü ki o yüzden bu kadar güzeldi....

Sonra biraz daha büyüdü aşk ve o aşkla ben de büyüdüm . Artık biraz daha gerçekti. Biraz masumiyetini kaybetmişti ama hala güzel,hala heyecan vericiydi herzamanki gibi.. Daha elle tutulur olmuştu. Aşkla beraber hayat da daha gerçekçi olmuştu.Yapılması gerekenler,beklentiler vardı artık aşkla beraber. Lou Reed,U2,Cure,Orhan Gencebay,Levent Yüksel,Teoman olmuştu aşk. Bazen bir bardak buzlu votka,bazen de bir kadeh beyaz şaraptı aşk..Biraz daha düşünmek ,anlamak lazımdı artık aşkı..

Hazırlıkmış aslında hepsi..Hayata,istediklerime,istemediklerime,önceliklerimi anlamaya,kendimi tanımaya,gerçek hayatla yüzleşmeye,mücadele etmeye,mutluluğa,huzura hazırlık..

Zaman lazımmış anlamak için tüm yaşadıklarımı ve yaşayamadıklarımı. Ne gül vaktinden önce açar,ne güneş vaktinden önce doğar. Beklemek ve sabretmekmiş önemli olan ..






20 Mart 2014 Perşembe

2014


Ben ve 2014

Genelde böyle senelik yazılar yazmayı çok tercih etmem . Yeni senenin hedefleri... Neleri gerçekleştirebildim gibi.

Fakat üç ayını geride bıraktığımız bu hala yeni sayılan seneye baktığımda benim için olumlu başladığını görebiliyorum .

İlk olarak uzuun zamandır içtiğim sigarayı bıraktım .Nasıl oldu diye sorarsanız , birgün ne kadar zamandır içtiğimi hesapladım ve her ne kadar adet olarak çok fazla içmesem de zaman çok fazla geldi . Ve şaşırdım , bu kadar zaman olduğunu farketmemişim bile ..Zaten senelerin nasıl geçtiğini anlayabilen var mı acaba ???
Ve annesi rahatsızlanan bir arkadaşımın konuşmaları resmen içime işledi , iki gece rüyalarıma girdi ve o günden beri neredeyse hiç içmiyorum .

Yeni seneyle birlikte yedi aydır yapamadığım spora tekrar başladım . Okullar başladıktan sonra yürüyüşlere başlamıştım fakat havaların soğumasıyla onu da yapamaz hale geldim . Ama içimden hep spora gitmeliyim: çocuklar,spora gitmeliyim: iş,spora gitmeliyim:ev işleri .... Bitmiyordu...Zaman ayıramadım bir türlü . Ve en sonunda evde yapmaya karar verdim . İlk olarak ne yapabileceğimi internette araştırmaya başladım . Başka bir postta detaylı olarak anlatacağım :) Çok memnun olduğum bir program buldum ve haftada dört beş kere 45-50 dk spor yapabilir duruma geldim . Çok mutluyum . Çünkü beni gerçekten çok iyi hissetiriyor ve sakinleştiriyor .

Ve aralık ayından beri kocanın yanında işe gidiyorum . Uzun zamandır birşey üretmek ve satmak istiyordum . Ve kaz tüyü yelek yapmaya karar verdim . Neden yelek derseniz çünkü ben giymeyi çok seviyorum .Sevdiğim birşeyi yapmak istedim . Tahmin ettiğimden daha zormuş . Ben ocak şubat gibi internet sitesini açmayı düşünüyordum fakat henüz bu hafta bitirebildim . Zamanlama olarak biraz geç gibi gözükse de benim için eylül ekim ayına hazırlık oldu . Zaten şu anda sitede sadece yelek var, şimdi yeni mont modelleri üzerine çalışmaya başladık . Yaz boyunca tüm modelleri bitirmiş olacağız.
Markanın ismini merak edenlere Terryb ,www.terryb.eu sitesinden bakanilirsiniz .

Çok uzun yazmak istemiyorum . Bir sonraki yazımda sporla beraber yeni denemeye başladığım sağlıklı yemeklerden bahsedeceğim .

Görüşmek üzere ....


15 Nisan 2013 Pazartesi

Bir Cumartesi Gecesi

Daha yeni tanışmıştık. Herhalde iki ya da üç hafta ya olmuş ya olmamıştı. Beni annemlerle oturduğum evden almaya geldiğinde yemeğe gideceğimizi söylemişti. Aylardan kasım,günlerden cumartesiydi. Hava soğuktu. Arabanın içi Davidoff kokuyordu.
Nereye gideceğimizi sorduğumda "Bekle ve gör " diye cevap vermişti. " Sence nereye gidelim ?" veya "Ne yemeyi seversin ?" gibi sorular sormamış olmasına içten içten sevinmiştim.
Cumartesi akşamı için erken bir saatte çıktığımızdan köprü çok dolu değildi. Evet Avrupa yakasına doğru yola çıkmıştık. Levent,İstanye,Sarıyer derken kendimi onun evinde buldum. Demek ki evde yemek yiyecektik. Asansöre bindiğimizde üçüncü katta indik. Kapının girişinde kral tacı şeklinde bir paspas duruyordu. Enteresan diye düşündüm. Siyah demir kapıdan içeri girdik. "Hoşgeldin , bu akşam yemekler benden " diyerek beni salona geçirdi. Şömineyi yaktı, müzik setine bir cd koyup , mutfağa geçti. O zamanlar henüz evlerde müzik setleri vardı. Buzdolabından hafif soğutulmuş bir Cabarnet Sauvignon çıkarttı ve bir kadeh doldurup bana verdi. Peynir tabağı da hazırdı. Herhalde benş almaya gelmeden bu hazırlıkları yapmıştır diye düşündüm. Elimde şarabım , onu mutfakta bırakıp evi gezmeye başladım. İlk izlenim olarak yalnız yaşayan bir erkeğe göre oldukça düzgün bir evdi. Ya çok titiz biri ya da bir kadın eli düzenli olarak değiyor diye aklımdan geçirdim. Sonradan öğrendim ki her ikisideymiş. ..Az sayıda eşya vardı ama zevkli parçalardı. Yerde dikkatimi çeken çok güzel bir kilim vardı.
Mutfağa geri döndüğümde elinde iki demet ıspanakla buldum onu. Tezgahta , cam bir tabakta bütün bir parça bonfile zartinyağı ,şarap,soya,karabiber ve nişastayla yatırılmış marine ediliyordu.
Ispanakları yıkadıktan sonra doğrayıp bir tencereye koydu ve az suyla haşladı. Yumuşayan ıspanakları süzgeçe koydu ,süzüldükten sonra bir kaşık un,biraz zeytinyağı,süt,tuz ve rendelenmiş kaşar peyniri atıp rondodan geçirdi. Cam bir tabağa koyup üstüne tekrar peynir rendeleyip fırına attı. Ben bunları büyük bir dikkat ve şaşkınlıkla seyrediyordum. Çünkü o ana kadar ne böyle bir ıspanak yemeği tatmış ne de kendinden bu kadar emin bir tavırla yemek yapan bir erkekle karşılaşmıştım. Büyük bir tavayı ocakta ısıttıktan sonra bonfileyi ateşe koymuş ve çevire çevire pişirmişti. Ben ise bu sırada salona geçmiş,şarabımı alıp şöminenin etrafındaki yastıklardan birine oturmuş ,peynir atıştırarak açlığımı bastırmaya çalışıyordum. Sonunda elinde iki tabakla salona geldi ve beni masaya davet etti.
Yediğim en lezzetli yemeklerden biriydi. Hala yaptığı güzel yemekleri yiyebildiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. O gece henüz kocamı tanımıyordum ama merak etmeye başlamıştım. Bu da iyi birşey değil mi ? O cumartesi gecesinin üzerinden on sene geçmiş. Artık onu çok iyi tanıyor ve hala çok seviyorum. Ve biliyorum ki bazen de kadının kalbine giden yol ,erkeğin yaptığı yemeklerden geçebiliyormuş.